İzleyiciler

TRABZON DEMOKRATLARI

Fotoğrafım
TRABZON, Türkiye
DEMOKRAT ANAVATAN PARTİSİ İL TEŞKİLATI

27.05.2010

SIFIR SORUN mu ? SIFIRI BOL SORUN mu ?

AKP’nin dış siyaseti aslında Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun
dış siyasetidir. Davutoğlu tarafından geliştirilen üç temel kavram vardır:
Stratejik derinlik, komşularla sıfır sorun ve merkez ülke. AKP dış siyaseti irdelenirken ve eleştirilirken bu üç kavramdan ne anlaşıldığı iyi tahlil edilmelidir. Öncelikle, Türkiye bir Orta Doğu’lu ülke midir, yoksa aynı zamanda Orta Doğu’da
da yer alan bir Batılı ülke midir sorusuna doğru cevap verebildiği şüphelidir..

Esasen, AKP’nin bu üç kavramla belirlenen “yeni” dış siyasetinin hiçbir yanı yeni değildir. Türk dış politikasında devamlılığın bu bağlamda altı
çizilmelidir. Zira,

a) Geleneksel Türk dış politikası Trans-Atlantik siyasi ve güvenlik yapılarıyla tam entegrasyon öngörmektedir. AKP’nin söylemde eksileri olmakla birlikte, uygulamada bununla bir sorunu yoktur, NATO üyeliği, AB ile tam üyelik, ABD ile derinleşen
stratejik ortaklık v.s.

b) Türk dış politikası Özal ile başlayan ve özellikle Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle süratlenen bir Avrasya, Balkanlar, Kafkasya ve Orta Doğu boyutlarına sahip olagelmiştir. TürkiyeOrta Asya’yı, Kafkasya’yı, Balkanlar’ı, Orta Doğu’yu, Filistin’i,
Kuzey Irak’ı, Körfez’i, Magreb’i AKP sayesinde keşfetmemiştir.
Gerek Afrika, gerek Latin Amerika ülkeleri ile ilişkiler, İsmail Cem’in Dışişleri Bakanlığı döneminde hız kazanmıştır. Keza Bosna ve Kosova AKP döneminde kurtarılmamış, Bakü-Tiflis-Ceyhan, Bakü-Erzurum, İran doğalgaz hatları hattı,
Mavi Akım,Kerkük-Yumurtalık boru hattı AKP tarafından gerçekleştirilmemiştir.
Yeni cumhuriyetler ile tüm siyasal, ekonomi,yatırım, eğitim ilişkileri AKP döneminde başlamamıştır,Kafkasya İstikrar Paktı önerisinin içeriği AKP döneminde vücud bulmamış, KEİ AKP döneminde kurulmamıştır, ECO’ya, İKÖ’ye AKP döneminde girilmemiştir v.s.

c) Bu bağlamda, komşularla sıfır sorun siyasetinin de yeni bir unsuru yoktur. “Yurtta sulh cihanda sulh” şiarıyla hareket eden ve uluslararası meşruiyet ve hukuk arayışı içinde olan Türk dış politikası, asla sınırlarının ötesine genişlemeci, saldırgan,
asabi, tepkici ve art niyetli olmamıştır.

Soğuk Savaş’ın en yoğun dönemlerinde bile Sovyetler Birliği ile çok iyi ilişkiler geliştirilmiş, İran ile Batı arasındaki sorunlara rağmen ilişkiler iyi komşuluk zeminin
de çok verimli boyutlara gelmiş, Saddam rejimi ile Batıyla sorunlarına rağmen
karşılıklı faydaya ve gerçekçiliğe dayanan ilişkiler sürdürülmüş,
Karabağ sorununa rağmen Ermenistan KEİ’ye davet edilmiş, ikili ilişkiler kurulmuş,
Yunanistan’ın bilinen tutumlarına rağmen daima sağduyuyla hareket edilmiş,
Öcalan sorununa rağmen Suriye ile ilişkiler sürdürülmüştür.

Sorunlar Türkiye’den değil, komşularından Türkiye’ye yöneltilmiştir, dolayısıyla komşularla sıfır sorun, sanki bundan evvelki hükümetler sorun istiyormuş gibi bir siyasetin terk edilmesi gibi tanıtılamaz.



d) Üstelik “komşularla sıfır sorun” söylemi çarpıcı bir slogan olmakla
beraber, bölgenin siyasi coğrafyası göz önüne alındığında gerçekçilikten uzak, hatta sorunlu bir söylemdir.Zira komşularının kendi aralarındaki sorunları devam ederken Türkiye’nin bu komşularla “sıfır sorun” politikası yürütmesi mümkün değildir. Bu söylemin kurbanı olan Türk dış politikası, bu söylemin beraberinde getirdiği yanlış teşhis nedeniyle Azerbaycan örneğinde olduğu gibi sorunsuz bir ilişkiyi sorunlu bir ilişkiye dönüştürmüştür.
Dış politikanın ekonomi, enerji ve girişim ayağı bu dönemin bir ürünü değildir, yine Özal ile özellikle, Japonya, Körfez ülkelerine yönelik başlayan ve Demirel ile Avrasya boyutu kazanan bir unsurdur. Yani, Türk sanayine yeni pazarlar bulmak, yeni rekabet alanları geliştirmek, müteahhitlik gücü yaratmak, enerji transit hatlarını inşa etmek AKP ile başlamamıştır. AKP’nin dış politikada “yeni” ve “yaratıcı” olduğunu iddia ettiği birçok unsur, 1989’da Soğuk Savaş’ın bitmesinin
ardından dönüşen uluslararası sisteme 11 Eylül dalgasının çarpmasıyla
ortaya çıkan konjonktürle bağlı ve çoğunlukla belirleyici adımları AKP iktidarından çok önce atılmış temeller üzerinde durmaktadır. Böyle bakıldığında AKP”nin “Osmanlı devlet yönetim ve dış politika kültürünün münhasır mirasçısı olmak” iddiası ne kadar gayri ciddiyse, “felsefi, stratejik yaratıcılık” iddiası da o
derece özgünlükten uzaktır. Yeni olan ise, başta uluslararası konjonktürdür.
Soğuk Savaş’ın Orta Doğu’daki yapılarının çökmesi, Suriye’nin dünyaya açılma iradesinin ortaya çıkması, Irak savaşının yarattığı yeni paradigma, terörle mücadele fikrinin ortak eylem alanları yaratması, soykırım meselesinin Ermenistan ile
normalleşmeyi dayatması, Rusya’nın artan enerji hegemonyası, ABD’nin Bush döneminde bu bölgede itibarsız ve yaptırımsız hale gelmesi, İran’ın nükleer tehdit haline dönüşmesi, Afganistan savaşının tıkanması, Pakistan’ın çözülme emareleri, Bosna’nın yeniden sorun üretmeye başlaması, Afrika’nın dünyaya açılma süreci vs. gibi şartlar konjonktürün Türkiye lehine imkanlar üretmesini sağlamıştır.
Orta Doğu’da Irak savaşının ortaya çıkardığı ve Türkiye’ye hareket alanı yaratan yeni bir siyasal ve stratejik konjonktür vardır. Son tahlilde, uluslararası ve bölgesel konjonktürün hiçbir dönemde Türkiye’ye bu kadar geniş bir hareket alanı çıkarmadığı açıktır.
AKP döneminde kendimizi giderek Batı karşısında daha da yerleşik bir anlayışla “öteki” görme eğilimimiz, dış siyasetimizin yapılışına da uygulanışına da olumsuz yönde etki etmektedir.
Orta Doğu’da (İsrail-Filistin, Lübnan) ve Batı ile İran arasında arabulucu olma iddiamız, tarafsız bir yaklaşımla değil, aksine taraf bir yaklaşımla ortaya konmaktadır. Bu da, hem inandırıcılığımızı aşındırmakta, hem de taraftar olduklarımızla birlikte ülkemizi tehlikeli bir kader ortaklığına sokmaktadır. Buna
ortak kültürel ve tarihsel arka plan da eklendiğinde, dış politikanın yönelimi gereksiz ve tehlikeli bir şekilde, “Haçlılara karşı mazlumlar,
müminler, Müslümanlar“ gibi bir siyasal yapılanmayı da beraberinde
getirir gözükmektedir. Bunun en sakıncalı tarafı da, bu
zihinsel dürtünün geniş kamuoyuna, dış politikanın toplumsal ve
siyasal meşruiyeti olarak pazarlanmasıdır
Hükümetin bu konjonktürü ne kadar iyi değerlendirdiği ise ancak zaman içinde görülebilecektir.

20.05.2010

DP Tam Kadro Toplandı !


Demokrat Parti (DP) Genel İdare Kurulu Üyesi(GİK) Üyesi Ahmet Keskin DP’nin ülkesi için kahır çekmeyi göz alan bir siyasi kültürün ürünü olduğunu söyledi.
Demokrat Parti Trabzon Teşkilatı İl Başkanı Ömer Yıldız’ın başkanlığında GİK Üyesi Ahmet Keskin, Yomra Belediye Başkanı İbrahim Sağıroğlu, il ve merkez ilçe yöneticilerinin yanı sıra ilçe başkanlarının katılımıyla Yıldız Sofrası’nda bir araya geldi. Eksiksiz gerçekleştirilen toplantıda İl Başkanı Yıldız, tüm teşkilatlara bir an önce belde teşkilatlarının oluşturulması, parti üye listelerinin güncellenmesini ve partiye yeni üye kayıtlarının hızlı bir şekilde sürdürülmesi talimatını verdi. İlçe başkanları birleşmenin ardından ilçelerinde yürüttükleri faaliyetleri tek tek anlatırken Yıldız, ayrıca tüm ilçe başkanlarından teşkilat binalarının revize edilmesini istedi.
YILDIZ, “DP’Lİ OLMAKTAN GURUR DUYUYORUM”
DP’nin çok büyük bir parti olduğunu ifade eden Ömer Yıldız, “Biz DP’li olmaktan gurur duyuyoruz. Biz yüzde 40’larda, 50’lerde bir parti almadık. Ama bile bile bu görevi üstendik. Çünkü DP’nin büyüklüğünü biliyoruz. DP mutlaka iktidara gelecektir. Bu dönemde de mecliste olacağız. Bundan kimsenin şüphesi olasın diye konuştu.

GENÇLİK KOLLARI BAŞKANI KARA
Bu arada kadın kollarını yeniden yapılandırmak için çalışmalar yürütülürken, İl Gençlik Kolları Başkanlığı’na İsmail Kara’nın atandığı açıklandı

SAĞIROĞLU, “İKTİDAR OLDUKTAN SONRA GELENLER MAKBUL DEĞİLDİR”
Toplantıda konuşan DP Doğu Karadeniz Bölge Başkanı ve Yomra Belediye Başkanı İbrahim Sağıroğlu ise partililere sert mesajlar verdi. “Bu zamanda DP’nin yanında olmayan bu parti iktidara gelince kendisine zor yer bulur” diye konuşan Sağıroğlu, “Siyaset fedakârlık ister. Biz ne iktidar partisiyiz nede hazineden yardım alan bir siyasi partiyiz. Gün bugündür. Gün DP’ye sahip çıkma günüdür. Herkes şunu iyi bilsin bu partinin yolu iktidar yoludur. DP çok kısa sürede iktidara gelecektir. Bu kapı her zaman açık olacaktır ama bu parti iktidara geldikten sonra gelenler bizim için makbul değildir” dedi.

SAĞIROĞLU, “BU ÜLKEDE BİR GECEDE 250 BİN İMAM ATADIK”
Demokrat Parti hareketinin Türkiye için en hayırlı hareket olduğunu ifade eden Sağıroğlu, DP’lilerin hatayı kendilerinde aramsın gerektiğini vurguladı. Sağıroğlu, “İslam için takiye yapıp iktidara gelenler Yüce İslam için hiçbir şey yapmadılar. Biz bir gecede 250 bin imam kadrosu açan siyasi hareketin temsilcileriyiz. Hatırlayınız büyüklerimiz köylere çıkıp imam ararlardı. Şunu anlatmaya çalışıyorum. Biz halka kendimizi anlatamadık. Yaptıklarımızı anlatamadık. Hatayı biraz da kendimizde aramalıyız” diye konuştu.

KESKİN, “DTP PARA ALMASIN DİYE KENDİMİZİ FEDA ETTİK”
Geceye DP Genel Merkezi adına katılan GİK Üyesi Ahmet Keskin ise, Trabzon İl Teşkilatının tüm teşkilatlara örnek olacak çalışmalar yaptığını ifade etti. DP kültürünün ülkesi için kendi çıkarlarını yok sayan bir kültür olduğunu ifade eden Keskin, yakın siyasi geçmişte bunun örnekleri olduğunu ifade ederek, birleşmenin öncesinde Anavatan Partisi’nin yaşadığın seçim yardımı kaosunu anlattı. Keskin şöyle konuştu: “Tayyip Erdoğan ve Deniz Baykal gece saat 01:00’de o dönemde Erkan Mumcu’nun Genel Başkanlığı’nı yürüttüğü Anavatan Partisi’nin yasalar gereği hazineden alacağı seçim yardımını kesmek için yasa çıkarttılar. Gece yarısı baskını ile ortaklaşa yaptılar bunu. Biz müthiş bir hukuk savaşı başlattık. Tabi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurmak için önce iç hukuk yollarının tamamlanması gerekiyor. Tüm iç hukuk yolları tamamlandı. Mahkemeler AKP ve CHP’nin gece yarısı baskını ile çıkarttığı yasayı geçerli saydı. O sırada seçim oldu ve o günkü DTP, bugün ki BTP bağımsız vekillerle meclise girip kurup kurdu. ANAP iç hukuk yollarının tamamlanmasının ardından AİHM’e başvursa davayı kesinlikle kazanacak. 6 ay içinde iş bitecek ve seçim yardımı ile birlikte yıllardır almamız gereken parayı alacağız. Dava çantada keklik yani. ANAP yönetimi Erkan Mumcu’nun başkanlığında toplandı. Biz AİHM’e başvursak mecliste gurup kurduğu için DTP’de seçim yardımı almaya hak kazanmış olacaktı. Biz ne yaptık? ‘Biz kahır çekelim ama hain olmayalım dedik.” AİHM’e başvurmadık. İşte DP böyle bir siyasi kültürün ürünüdür. Ülkesi için kahır çekmeyi göz alan bir siyasi kültürün ürünüdür.”

ANAVATANLILIK




20 Mayıs 1983 günü kurulan Anavatan Partisi bugün 27. kuruluş yılını idrak etmiş bulunmaktadır. Geçen süre zarfında parti olarak aldığımız merhale gerçekten önemlidir. Aziz milletimizden aldığımız güç ve destek ile ülkemize ve milletimize büyük hizmetler verebilmenin gururuyla, Türkiye yi mümkün olan en kısa zamanda ileri ve modern ülkeler seviyesine ulaştırmak adına inançla gayret ve fedakârlık gösteren kadroların temsilcileriyiz.
Sebepleri hepimiz için bilinen o günkü anarşi, törör ve huzursuzluk ortamının tekrar yaşanmaması buna mukabil kardeşlik, dayanışma ve milli birlik duygularının daha da pekiştirilmesi için herkesin, her organın azami dikkat ve gayret sarf etmesini, vatan ve millet için kaçınılmaz görev saydık. Bu itibarla siyasi faaliyetlerin müsahama ve olgunlukla medeni bir şekilde yürütülmesini, siyasi mücadelede tek yolun ikna, uzlaşma ve fikirlere hürmet edilmesi vizyonumuzun temel ilkesi olarak kabul ettik. Bu ilke milli iradenin en güzel şekilde tecelli ettiği hürriyetçi demokratik nizama saygımızın tabi sonucudur. Demokratik nizama bütün müesseseleri ile sağlam, ahenkli bir şekilde kurduğumuz takdirde kalkınmanın, refahın, istikrarın ve milli dayanışmanın en köklü kalıcı temellerini geçmişte attık.
O günkü gençlerin ve 20 li yaşların içinde olan Herkesin Ülkenin ve aldığı yolun malumudur. Bugün 27 yaşında olan gençlerimiz Anavatanı bilmeyebilirler. Ama onların kullandığı her yeniliğin çağdaşlığın ve teknolojinin yada bu günkü altyapı hamlelerinin tamamının Anavatan kadrolarının ve vizyonunun sağladığını belirtmek isterim.
Anavatan Partisini ; kuruluşunun ilk gününden itibaren daima birleştirici dostluk ve beraberlik duygularının pekiştirici, vatan ve memleket hizmetinde, gönül birliği içinde bulunanların topluluğu olmuştur.
Tüzel kişiliğini 31 Ekim 2009 da Demokrat Parti çatısı altında birleştiren siyasi ekonomik başarı timsali Anavatan lılık HALKA HİZMETİ HAKKA HİZMET sayan bir anlayışın ürünüdür.
Kuruluşunda temsil ettiği bütünleştiricilik ve birleştirilicilik misyonu ve özelliği ile son olarak aynı damardan çıkan iki nehrin yıllardır ayrı ayrı yollardan aynı hedefe varmak adına verdiği mücadelenin sonucunda MERKEZ SAĞ da yeni bir anlayışla milliyetçi muhafazakâr sosyal adaletçi ve liberal anlayışın temsilcileri olarak Demokrat Parti adı altında önemli bir görev ve sorumluluklar birleşme protokolüne imza atmıştır.
Önce Vatan dediğimizden dolayı Anavatanlı olmak bir ayrıcalık olarak Tarihe altın harflerle yazılmıştır.
“Türkiyenin meseleleri zor ve çetindir. Bu çetin şartları yenebilmek, dantel gibi işlenmiş, dikkatlice hazırlanmış bir programın kararlı ve devamlı uygulanmasına bağlıdır.”
Demokrasinin tüm kurumları ile işler hale gelmesinde 27 yıl önce Anavatanlıların Merhum Turgut Özal önderliğinde 36 kurucusu ile gösterdiği gayret ve çabanın sonucunda misyonu ve vizyonu geniş çağdaş genç kadroları ile milletimize hizmete aynı inanç ve imanla devam edecektir.

İsmail İNAN

11.11.2009

Demokrat Parti’den gövde gösterisi


Demokrat Parti Trabzon İl Başkanı Ahmet Uğur Zihni ve Anavatan Partisi İl Başkanı İsmail İnan dün Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nde Anavatan Partisi-Demokrat Parti birleşmesiyle ilgili olarak ortak bir basın toplantısı düzenledi.


Her iki partinin ilçe başkanları ve çok sayıda partilinin katılımıyla yapılan basın toplantısında Doğru Yol Partisi ile Anavatan Partisi’nin Demokrat Parti çatısı altında bir araya gelerek iktidara gelmek için güç birliği yaptığına ve Türkiye’nin ufkunu açmaya çalıştığına vurgu yapıldı.


Demokrat Parti İl Başkanı Ahmet Uğur Zihni, ulus bütünlüğünü ortaya koymak adına bir hareket başlattıklarını belirterek, "Bu siyasi bir hareket değildir. 1946’dan beri bu zamana kadar Türkiye özgürlüklerden yoksun baskı altında bir rejim görmedi. Bu iki partinin yeni vizyon belirlemesiyle bir cumhuriyet demokrasi hareketi başlatıldı. Bu hareket Atatürk düşünceleri doğrultusunda bir harekettir. Sayın Özal’ın 1983’te iki elini bağlayarak verdiği mesajın devam ettirilmesidir. Türkiye’yi bugünlere getiren liderlere saygıyla baktık. Bizim siyasi anlayışımız Türkiye’yi müreffeh devletler seviyesine koymaktır. Ulu önderimizin ilkesidir. Merkez sağ milliyetçidir, muhafazakârdır.


Biz bütün yaptıklarımızla ve yapmayı vaat ettiklerimizle merkez sağız. Bu yolda yürümeye devam etmek zorundayız. Bu nedenle iki parti, ülkenin karanlık gündemini aşmak için birleşti ve güç birliği yaptı. Gecikmiş bir karardı. İki liderin insanüstü gayesiyle bu birleşme sağlandı" dedi.


Birleşme sürecinde Trabzon’da devamlı Anavatan Partisi İl Başkanı İsmail İnan ile irtibat halinde olduklarını kaydeden Zihni, "Belirli ilkeler doğrultusunda bir yol haritası belirlendi ve ona göre hareket edildi. Kararlı adımlar attık. Genel İdare Kurulu belirlendi. Tüzüklerde değişiklik olacak.


SARIGÜL ENGELLEMEK İÇİN ÇALIŞTI


Anavatan Partisi İl Başkanı İsmail İnan da çeşitli defalar engellenen birleşmenin sonunda sağlandığına dikkat çekerek, "Dosta düşmana kendimizi ve kararlılığımızı gösterdik.


Anavatan ve Doğru Yol Partileri yıllardır kaynağı aynı, yolları farklı bir şekilde siyaset sahnesinde yer aldı. Şimdi birleştik. Kökeni Adnan Menderes’ten gelen bu partinin bugünkü temsilcileri olarak burada olmak bize ayrı bir mutluluk ve gurur veriyor. rahmetli ÖZAL ın Anavatan partisini kurarken DP ismiyle yaptığı ve engellenen başvurusundan bu yana; sürekli engellenen Büyük Türkiye idölü ve Demokratik hareketi 26 yıllık aradan sonra bu günkü Ankara daki genel başkanlarımızın çabalarıyla giderildi.


Rahmetli menderes ve dava arkadaşlarının naaşlarının nakli ile başlayan düşünceden beri sürekli DP ile Birleşme çalışmalarımız mevcuttu.Çalışmaların doruk noktasına çıkıldığı ve Finişin görüldüğü noktada Sayın AĞAR ve sayın MUMCU nun da çeşitli vesilerle engellendiğini kamuoyu hatırlar.


Bu tip birleşmeler dış mihrakların etkisiyle devre dışı bırakılmak isteniyor bu geçmiştede böyleydi bu gün de böyle ,bunu aynı kaynaktan oy alan bu günkü iktidarda yapmakta bu defa senaryoyu Sayın Mustafa Sarıgül üzerinden uygulamaya soktular ;Kah merkezde oluşacak birliğin endişesiyle bu taraftan uyguladılar ,kah sol kesimden oy azaltmak adına yaptılar bunu.


ANAVATAN-DP birleşmesinde son dakikaya kadar bu hareketin oluşmaması için engellemek adına çaba göstermiştir. Kendisi bu iş için görevlendirilmiştir.

2007 yılında senaryosu başkaları tarafından yazılan aktörleri başka başka olan insanlar aynı senaryoyu bu defa Sarıgül ile kullanarak birleşmenin önüne geçmek istemişlerdir. Ama cevabını idarecilerimiz kendilerine vermişlerdir.


Temelde düşünce olarak bir olan çeşitli vesilelerle ayrı olduğumuz bir yolda son noktayı koyarak bugünlere geldik. Türkiye’nin ve hükümet olduğu halde ktidar olup muktedir olamayan bugünkü AKP hükümetinin alternatifini oluşturmak için yerelde daha önce Sayın Büyüklerimiz Bekir Bülbüloğlu ve Fahrettin Aksoy zamanında da bir araya gelmiştik, İl-İlçe karşılıklı ziyaretlerde bulunmuştuk.O gün birleşme engellendi ama toplum bu birleşmeyi Tabanda hazırladı ve uyguladı.

Türkiye siyasetinde Trabzon siyasetinin önemli bir yeri vardır. Bu işin devamı olduğumuzu demokrat kesime ispatladık. Burada DP kökeninden gelen Doğru Yol Partisi’yle Anavatan Parti’sinin bütünleşmesi maksadıyla sizlerin aranızda bulunmaktan gurur duyuyorum" ifadelerine yer verdi. ardından partililer Meydan parkında toplu olarak bir arada sohbet ve değerlendirme yaptılar.

30.09.2009

10.Olağan İl KOngremiz....


Trabzon da ANAVATANlı olmak; Bu şehir zordur biliriz de burada iş yapmak da o denli zor. Trabzonda Partimizin 10.Olağan İl Kongresinde parti binasının yerini dahi bilmeyen aramayan sormayan hatta acı bit kahvemizi içmek adına gelmeyen uğramayanların dahi serzenişlerini isteklerini duyduk. üzüldük.
Sorduk ta nerlerdeydiniz be kardeşim bu zamana kadar. ne aradınız ne sordunuz şimdi de tutmuş bizden hesap soruyorsunuz .Geldiniz onurlandırdınız bari ses kirliliği yapmayın da millet ve bizler size olan saygımızdan sevgimizden kaybetmeyelim.
siz aramadınız arayanlarla sohbet ettiğimizi,
siz gelmediniz gelenlerle kucaklaştığımızı
siz görmediniz bizim kimlerle neler neler dertleştiğimiz o yüzden bari uzak durun da buradakilerin değerini verelim saygı ile....İNANİS

9.09.2009

İÇERİĞİ BELLİ OLMAYAN AÇILIM

Hadi itiraf edin. Hiçbir fikriniz yok değil mi? Kürt açılımı imiş.

Sormazlar mı adama, yedi yıldır neredeydiniz?

Hangi gayretin içinde oldunuz?

Hangi projeyi ürettiniz o insanlar için?

Sadece oylarını almaya çalışıyordunuz değil mi?

Meclis'e bağımsız olarak gelmek zorunda kalan temsilcileriyle bile görüşmüyordunuz.

Yüzden fazla Kürt kökenli milletvekiliniz var. Niye bir çalışma grubu kurup çözüm üretmediniz?

Öcalan bir küçük açıklama ile sizi köşeye mi sıkıştırdı?

Yoksa DTP'nin çekinmeden dile getirdiği gibi emir OBAMA sayesinde dışarıdan mı geliyor?

Sırrı Sakık ne diyordu: "Kürt açılımı sürecinde dış dinamiklerin katkısı var."

Selahattin-i Eyyubi'den, Kudüs'ten, şehit analarından bahsederek cümbür cemaat ağlamakla bu işler çözülmez. Şehit anaları, vatan için canını vermiş oğullarına "Kelle", derdini anlatmaya çalışan çiftçiye "Ananı da al git" dendiğini unutmadılar.

Daha adını bile koyamadınız açılımınızın. Kürt açılımı olmadı, demokratik açılım dediniz. Şimdi de kardeşlik ve barış açılımı diyorsunuz. Duruma göre değişiyor anlaşılan. Çok dert ettiğinizi de sanmıyorum. Nasılsa bir pişkinlik ya da bir takiyye ile çıkarsınız işin içinden.

Üniversite harçlarına yapılan zam konusunda mükemmeldiniz. "Biz yüzde sekiz zam kararı aldık, gerisi yalandır." diyor iktidarın sözcüsü. Arkasından YÖK açıklama yapıyor; "Biz zam talebinde bulunmadık. Sadece maliyetlerimizi Maliye Bakanlığı'na gönderdik. Olan bitende bir taksiratımız yoktur."

El insaf, yüzde 300 lük zamları kim uydurdu o zaman? Bu öğrenciler geri zekalı mı, işlerini güçlerini bırakıp protesto yürüyüşü yapıyorlar? Yoksa bunu da "Gelgenekon" mu yaptırıyor?

Elinizde herhangi bir plan veya yol haritası olmadan kapı kapı dolaşıp fikir dilenciliği yapmak tam da sizi anlatıyor. Fikir verenin fikrine saygı duyarmış gibi. Uzlaşmadan yanaymış gibi. Muhalefet ne derse tersini yapmıyormuş gibi.

DTP Genel Başkan Yardımcısı Emine Ayna, "Biz, Kürt sorununun çözümünde Öcalan'ı muhatap alıyoruz, PKK ve Öcalan'sız bir barış süreci olmaz, 15 Ağustosta Öcalan'ın açıklayacağı yol haritasını önemsiyoruz" diyor. Tercümesi şu: "Sayın Başbakan, yalnız DTP ile görüşmen yetmez. Öcalan ve PKK ile de görüşmek zorundasın. Yoksa barış olmaz."

Tavsiyemiz şudur sayın Başbakana, Öcalan ile vatandaş Recep Tayyip Erdoğan olarak görüşün.

Bu işin sonunda Öcalan, Nobel Barış Ödülüne aday gösterilirse hiç şaşırmayacağız doğrusu.

26.08.2009

ZAFER HAFTASI


Anavatan partisi il başkanı İsmail İNAN ;Ulus birliğinin ve Adı Demeokratik açılım şeklinde gündem saptırılmaya yönelik ;Türklüğün tartışılmaya başlandığı bu günlerde Zafer Haftası münasebetiyle bir bildiri yayınladı..


Türk Milleti asırlar süren tarih serüveninde her biri ayrı öneme sahip sayısız zaferlere adını yazdırmıştır. Asırlardır birçok devletin kurulmasına ve yıkılmasına vesile olan Türk milletinin zaferleri, dünya siyasi hayatına yön vermiş çağ açıp çağ kapatarak dilden dile günümüze kadar ulaşmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış sürecinin ardından Anadolu’muzu kuşatan düşmanlarda, bu zaferlerden biri olan Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan muharebeleriyle son bulan mücadele sonrası vatanımızdan kovulmuş ve Türkiye Cumhuriyeti’nin oluşması başlamıştır.
Gazi Mustafa Kemal liderliğinde mücadele veren Türk Milleti, bu mücadelesinden başarıyla ve kahramanlık destanlarıyla ayrılmış ve tarihteki “Yenilmez Türkler” unvanının haklılığını bir kez daha ortaya koymuştur. Bu hafta 87. yıl dönümünü kutlayacağımız Zafer Haftası’nda, Türk Milleti olarak birlik ve beraberliğimizi koruyarak her türlü zorlukların üstesinden geleceğimizi anlamış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu mutluluğun devamı ve ülkemizin bölünmez bütünlüğünün korunması için, emanet aldığımız ve yıllardır korunan Türk Milleti’nin değerlerine saygı göstermeliyiz, bu değerlere sahip çıkmalıyız. Bizi biz yapan bu değerlere sahip çıktığımız müddetçe Türk milleti tarihteki mukaddes yerini korumaya devam edecektir. Vatanını düşmandan temizleyerek kurmuş bir millet olarak aynı heyecanı ve aynı duyguları bugünde içimizde taşıdığımızdan kimsenin şüphesi olmasın.
Bu vesile ile ; başta İstiklal mücadelesinin önderi Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve onun silah arkadaşlarını, şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı ile anıyor, tüm Türk Milletinin ve Trabzonlu Hemşerilerimin Zafer Haftasını kutluyorum.

24.08.2009

Kürtlerin sözcüsü ne DTP ne PKK

Anavatan Genel Başkanı Salih Uzun, Türkiye'de siyaset yapan hiç kimsenin ''Kürt ya da demokratik açılım'a kayıtsız kalamayacağını belirterek, ''Bu mesele ne DTP'nin istedikleriyle ne de MHP'nin reddettikleriyle çözülebilir'' dedi
Uzun, Antalya 10. Olağan İl Kongresi'nde yaptığı konuşmada, sorunun önce ''Kürt açılımı'' daha sonra da ''Demokratik açılım'' olarak gündeme geldiğini belirterek, Türkiye'de siyaset yapan herkesin meseleye yapıcı ve olumlu bir şekilde bakması gerektiğini söyledi.
25 yıldır ülkenin ''başına bela'' olan bu sorundan ülkeyi kalıcı olarak kurtarmak için atılacak her adıma samimi bir şekilde katkı vermeye hazır olduklarını ifade eden Uzun, şöyle konuştu:
''Çünkü bu mesele hayati bir meseledir. Bu mesele ekonomi ya da işsizlik meselesi değildir. Ekonomimizi düzeltebiliriz ama birliğimiz bozulursa bunu telafi edemeyiz. Kardeşliğimiz bozulursa, kardeşlerimizle aramıza mesafe sokulursa işte o mesafeyi kapatmakta kifayetsiz kalırız. Bu meselenin çözümünün anahtarı Kürt kardeşlerimizin elindedir, vicdanındadır. Kürt kardeşlerimizin, Kürt kökenli vatandaşlarımızın sözcüsü ne DTP'dir ne PKK'dır. Kürt kardeşlerimizin sözcüsü sadece ve sadece kendi vicdanlarıdır. Onun için Türkiye'nin dört bir tarafındaki Kürt kardeşlerime, Kürt aydınlarına sesleniyorum: 'Biz kardeşiz, bu ülke hepimizin' diye sesinizi yükseltin. Kürt kardeşlerimiz bunu yaparsa bu süreç çok daha sağlıklı bir şekilde ilerler.''
MHP'nin ya da başka bir partinin de Türklerin sözcüsü olamayacağını savunan Uzun, ''Hiç kimse böyle bir sözcülüğe soyunmamalıdır. Bu mesele ne DTP'nin istedikleriyle ne de MHP'nin reddettikleriyle çözülebilir. Türkiye, MHP'nin de DTP'nin de temsil ettiklerinden çok daha büyük bir ailedir'' görüşünü dile getirdi.
Hükümetin açılım sürecinde attığı adımları takip ettiklerini, doğrularını destekleyip yanlışlarında karşısına dikileceklerini kaydeden Uzun, ''Hükümeti uyarıyoruz; İmralı'daki terörist başını ne doğrudan ne dolaylı olarak muhatap kabul etmeyin. Onu kendine kılavuz belleyenlerin sözüne de kulak asmayın. Terörist başını muhatap almanızı isteyenlerin sözünü dinlemeyin'' diye konuştu.
-ANAVATAN-DP BİRLEŞME SÜRECİ-
Uzun, konuşmasında, Demokrat Parti ile birleşme çalışmalarına da değindi. Türkiye'nin mutedil, akılcı, birleştirici, bütün kesimleri kucaklayıcı siyaset anlayışı ve üslubuna ihtiyacı olduğunu kaydeden Uzun, şunları kaydetti:
''Bu üslubun adı, merkezde birleşme, bütünleşmedir. İşte o üslubun adı, Demokrat Parti ile Anavatan Partisi'nin yepyeni bir hedef için yepyeni bir anlayış için yepyeni bir tertiple bir araya gelmesidir, bütünleşmesidir. Haziran ayı başında Demokrat Parti'yle birlikte yürümeye karar verdik. Bu kararı durduk yerde vermedik, milletin isteğiyle verdik. Millet, yeni, güçlü bir alternatif istiyor. Milletin istediğinin aksine siyaset yapılamaz. Biz milletin arzusu yönünde böyle bir süreci başlattık. Tarihi bir çağrıyla karşı karşıyayız. Ya milletin istediğini yapacağız ya da milletle ters düşeceğiz.''
Parti teşkilatında DP ile birleşme kararı nedeniyle burukluk olduğunu ifade eden Uzun, ''Anavatan kadrolarının her gittikleri yere kendi düşüncelerini, kendi duruşlarını ve Özal'ın fikriyatını götürdüğünü'' söyledi.
Türk siyasi tarihinin en önemli kararlarından birinin arifesinde olduklarını savunan Salih Uzun, ''Değerli dostlarım hata yaptık. Hem de iki parti birden hata yaptık. Yıllarca birbirimizle uğraştık. Biz birbirimize tuzak kurmaya çalışırken millete kurulan tuzakları fark edemedik. Biz hata yaptık, milletten uzaklaştık, millette bizden uzaklaştı. Suç milletin değil, suç bizim'' dedi.

9.08.2009

YOMRA BİRLEŞMEYİ YILLARDIR UYGULUYOR...



ANAP Yomra'da 'Uzun' dedi

Anavatan Partisi Yomra 10. Olağan İlçe Kongresi dün parti binasında gerçekleştirildi.


Seçime tek aday olarak giren Hüseyin Uzun ANAP Yomra İlçe Başkanlığına seçildi. ANAP Trabzon İl Başkanı İsmail İnan, Merkez İlçe Başkanı Mehmet Başkaya, yönetim kurulu üyeleri ve partililerin katıldığı kongrede Divan Başkanlığı'na Yomra Belediye Başkanı İbrahim Sağıroğlu seçildi.


Kongrede söz alan İsmail İnan, Yomra'da 2004 yerel seçimlerinden itibaren ANAP ve DYP'nin yapmış olduğu ittifakı örnek göstererek, “Yomra'da yıllar önce yapılan birleşmeyi, bütünleşmeyi biz şimdi Ülke genelinde gerçekleştireceğiz. Partilerimizin birleşmesinde Yomra herkesin önünde örnektir. Burada yapılan ve fevkalade başarılı olan birleşmeyi şimdi tüm yurt genelinde uygulayacağız.

ANAP ve DYP'nin bu birleşme hareketi neler yapabileceği ne sonuçlar alacağı aşikardır. ANAP ve DP'nin aynı görüşün partileri olduğunu vurgulayan İnan, “Babam Adalet Partisi geleneğinden gelen ve DYP'ye oy veren birisi. Ben kendimi bildim bileli siyaseten babamla ters düştüm ve ANAP'a oy verdim. Şimdi baba ile oğlun anlaşmasından kucaklaşmasından daha doğal bir şey olabilir mi?” diye konuştu.


“ERGÜVEN'İN Kİ KOLTUK TELAŞI” Kongrede söz alan Yomra Belediye Başkanı İbrahim Sağıroğlu, “Bu bir birleşme değil, ANAP'ın DYP'ye ilhakıdır” diyerek tepkileri üzerine toplayan DP Rize İl Başkanı Tuncer Ergüven'e sert tepki gösterdi. Sağıroğlu, Ergüven'in koltuğu kaybetme telaşında olduğunu ifade ederek, “Maalesef bazı arkadaşlarımız kendi siyasi çıkarları, koltuk sevdaları için böyle talihsiz açıklamalar yapıyorlar. Sayın Ergüven biliyor ki bu birleşmenin ardından bir daha o koltuğu göremez” dedi.
Konuşmaların ardından yapılan seçimlerle Hüseyin Uzun, ANAP Yomra İlçe Başkanlığı'na seçildi. Anavatan Partisi Yomra İlçe Teşkilatı şu isimlerden oluştu: Ömer Beder, Osman Akgül, Seyyah Sağıroğlu, Osman Özaslan, Hakan İnce, Seyfullah Yavuz, Coşkun Saka, Mehmet Bayrak, Abdurrahim Ayyıldız, Hüseyin Bekir, Haydar Özdemir, Halil İbrahim Korkmaz, Temel Sezgin ve Turan Altıntaş.

KONGRE SÜREÇLERİ DEVAM EDİYOR..




ANAVATAN PARTİSİ


TRABZON İL Teşkilatınca başlatılan ve tarihleri genel Merkezden onaylatılarak alınan Kıngre süreci devam ediyor.AKÇAABAT-ÇARŞIBAŞI-YOMRA-ÇAYKARA-HAYRAT-KÖPRÜBAŞI-VAKFIKEBİR-MAÇKA-OF-ARAKLI-MERKEZ İLÇE-TONYA-ARSİN-BEŞİKDÜZÜ-ŞALPAZARI-DÜZKÖY-SÜRMENE ilçe kongreleri hızla devam etmektedir.İl teşkilatı ve Teşkılat başkanlığı heyetleri ve İl başkanı İsmail İNAN ın katılımları ile başlayan kongre ler neticesinde İL KONGRESİ yapılacak.

BİRLEŞMENİN TARİHİ...



DP İLE ANAVATAN'IN BİRLEŞECEĞİ TARİH


ANAP ve DP'nin birleşmesi için geri sayıma geçildi. Partiler hangi çatıda birleşecekler?
ANAP’ta süren il kongrelerinin tamamlanmasını bekleyen taraflar, son dakikada bir prüz çıkmaması halinde 31 Ekim’de peş peşe kongrelerini gerçekleştirek, merkez sağda birleşecekler. DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, VATAN’a “Birleşme için takribi tarihimiz 31 Ekim’dir” dedi.


Son dakikada tarih değişikliği gündeme gelmemesi halinde DP-ANAP birleşme tarihi özellikle ANAP’lılar açısından hoş bir tesadüf oluşturacak. Çünkü ANAP’ın manevi lideri Turgut Özal, 20 yıl önce 31 Ekim 1989’da TBMM’de yapılan seçimler sonucu Cumhurbaşkanı seçilmişti. Birleşme çatısı DP Cindoruk’un DP Genel Başkanı seçilmesinin ardından iki parti arasında, 22 Temmuz seçimleri öncesi milletvekili aday listeleri konusunda yaşanan anlaşmazlıklar gerekçe gösterilerek ertelenen birleşme arayışları yeniden başlamıştı. Cindoruk ile ANAP lideri Salih Uzun’un kurmaylarıyla birlikte gerçekleştirdikleri ilk iki görüşme sonrası, birleşmenin en geç 31 Aralık 2009’a kadar sağlanması konusunda prensip anlaşmasına varılmıştı. Daha sonra DP ve ANAP kurmaylarınca oluşturulan ortak komisyonca, birleşmenin yol haritası için gerekli çalışmalar tespit edilerek, birleşme protokolü hazırlanmış, 23 Temmuz’da Cindoruk ile Uzun, ortak basın toplantısıyla resmi protokol çerçevesinde Ekim sonu, Kasım başı gibi birleşmeyi gerçekleştireceklerini resmen ilan etmişlerdi. Birleşme çatısı DP, birleşmiş partinin genel başkanı Cindoruk olacak. ANAP’ta süren kongre sürecinin tamamlanmasıyla, 31 Ekim 2009 Cumartesi günü, iki parti aynı gün aynı salonda peş peşe kongrelerini yapacak. Önce ANAP kongresini toplayarak DP’ye katılma kararı alacak, ardından aynı salonda DP kongresi toplanarak ANAP’ı kabul ve buna uygun tüzük değişikliklerini gerçekleştireceği nihai birleşme kongresini yapacak. Yapılacak tüzük değişiklikleriyle, birleşme çatısını oluşturan DP’nin her kademedeki yönetim kadrolarında ANAP’ın eşit oranda temsil edilebilmesi için, yönetim kadrolarının üye sayıları artırılacak.

26.07.2009

İYİ AĞAÇ KOLAY YETİŞMEZ....



Bayanlar, Baylar. Basınımızın Güzide temsilcileri.


Sayın Genel Başkan Yardımcımız Sayın İstanbul il başkanım ve çok değerli dava arkadaşlarım hepiniz hoş geldiniz.Bu gün bura da ANAVATAN partimiz ile Demokrat Parti birleşme eşgüdüm komisyon toplantıları ve ardından Genel merkezce ANKARA da yapılan 81 ilin il başkanları toplantısı, akabinde MKYK toplantısı: sonucunda yine Genel Merkezimiz de Dün Bir araya gelen ortak bir metinle bunu partililerimize ve tüm kamuoyuna duyurulan birleşme süreci hakkında; Trabzon özelinde Değerli Başkanlarımın sunacağı bilgilerle Trabzon kamuoyuna süreci ve durumu arkadaşlarımıza ve partililerimize anlatacaklar.

Birleşme süreci devam eden bir süreç olduğunu hatırlatıp başlangıcının eski Genel başkanlarımız zamanından beri süregelen bir çalışma olduğu hepimizin malumu .Geçen süreçte çeşitli defalar ve çeşitli pazarlıklarda ki orantısız ve dengesiz müzakereler sonucu masadan sonuç alınamadan kalkılması bu birleşmenin geçmiş dönem sıkıntılarındandı.

Demokrat Parti Kongresinde delege yapısına rağmen sayın Hüsamettin CİNDORUK kongre salonunda kürsüde ‘’NE PAHASINA OLURSA OLSUN BİRLEŞME ADINA ADAYIM’’ söylemi ile kazanan olması fiilen Birleşmenin başlamasını teşkil etmiştir.

Ardından 3 Haziran da ikili görüşmeler başladı ve Komisyonlar kuruldu ,bakınız geçmişte sütten ağzı yanan bir taraf olarak bu sefer yoğurdu üfleyerek içen olduk ve önümüzde de bize yol gösteren bir geçmiş kılavuz hep var oldu.

Görüşülen her konu ve madde görüşme sonrasında tutanakla imza altına alındı.ilerlemeler ve aşılan her engel büyük titizlikle genel başkanlarca takip edildi.

Değerli basın mensupları karşılıklı anlayış ve ikili müzakerelerde ki çalışmalar sonucunda gelinen nokta paylaşım esasına dayalı birlikteliktir. Bu paylaşım ½ oranına uygun yapılacaktır.

İsim bazında bazı üyelerimizin ve kamuoyunun dikkatlerini çekmek istediğim noktada şudur. Çatısı altında birleşilmek istenen DP Bizim tarafımızdan o gün kü Doğru Yol Partisine sunulan ve görüşmelere geçilip tek ayağı yerine getirilen bir projedir. İsimde dolayısıyla devam eden süreç de Projenin davamı esasına uyulmuştur.Logo ozaman tarafımızdan kırat arkasına Türkiye amblemi dizaynı eklenmiştir.

Kamuoyunun kim genel başkan olacağı sorusu işin esasına değil fikriyatına terstir.Birleşme durumunu sekteye uğretmeya çalışacakların ortaya attığı olmayan bir sorundur.teşkilatlar ve oluşumları ilerleyen sürecin konuları olacaklardır. Genel başkanlık da aynen belirttiğim nedenlerle hiçbir şekilde pazarlık unsuru olarak taraflarca öne sürülmemiştir.

Önümüzdeki dönem de yaklaşan Genel seçimin zamanı 2011 tarihidir. bazı arkadaşlarımız yada ilgililerce ortaya atılan farklı bir isim ,farklı bir parti de olma şansı çok az olan seçeneklerdir.

Farklı bir Parti ismi Siyasi Partiler yasası na ve öngörülen seçime girme , teşkilatlanma süresinin yetmemesi adına İktidar partisinin Baskın seçim yapma ihtimaline karşı zamanının yetersiz olmasından dolayı uygun değildir.

Tabi ki ayrı düşünceler olacaktır. Hatta geçmişte olduğu gibi engel olmaya çalışanlar da olacaktır. Biz anavatan partisiyiz bizde Demokrasinin tüm unsurları işler herkes görüşünü fikrini bu ortamlarda açıklayacak yada parti yönetiminde olup söz sahibi olacaklardır.

BİAT kültürü bize uymaz. herkes düşündüğünüsöyleyecek ve herkes de söyleyeni dinleyecek demokrasiden biz bunu anlıyoruz.

Birleşme öyle kolay değildir zorluklar tabiki olacaktır. Koskoca İki dağın birleşmesi kolay değildir. İyi ağaç kolay yetişmez, Rüzgar ne kadar sert eserse ağaç o kadar sağlam olur.

Bu amaçla teşkilat sorumlularımız ve sayın Başkanlarım sayesinde sizlerin de huzurlarında ve akabinde ki toplantılar la partililerimize durumun anlatılması ve halkımın önüne ALTERNATİF koyabilmek maksadıyla yapılan çalışmaların devam edeceğini hatırlatmak istiyorum. TRABZON / 24 TEMMUZ 2009 -İSMAİL İNAN

25.07.2009

MERKEZİ YENİDEN İNŞA EDİYORUZ...


ANAVATAN Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Keskin, DP ile birleşmenin teknik boyutunun tamamlandığını ve yeni programın yazılmaya başlandığını kaydetti. Keskin, “Mesut Yılmaz da bu oluşuma destek verdi ama lider olmak istemedi” dedi. Anavatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Keskin,
Türkiye’de halkın iktidardan kurtulmak istediğini ve çare arayışında olduğunu ileri sürerek kendilerinin merkez sağda sağlayacakları birlik ile yeni bir çekim merkezi oluşturacaklarını söyledi. Trabzon’da Funda Otel’de partililerle bir araya gelen Anavatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Keskin, konuşmasında ;
Hükümete yüklendi. Başbakan Erdoğan'ı Türkiye'nin gerçek gündemini saptırmakla eleştiren Keskin, Kürt kökenli AK Partili bazı milletvekillerinin beyanlarının ardından Başbakan'ın 'Söz ola kestire başı' şeklindeki yaklaşımının da Türk demokrasisi açısından bir tehdit olduğunu savundu.
Halkın iktidardan memnun olmadığını ve çare arayışında olduğunu belirten Keskin, "Halk iktidardan kurtulmak istiyor. Biz de bu durumda halkın karşısına yeni bir oluşum, yeni bir çekim merkezi koymalıyız" diye konuştu.Yeni çekim merkezinin de merkez sağda birliği sağlayacak olan DP-Anavatan birleşmesi olduğunu kaydeden Keskin, Çelebi Mehmet’in Fetret Devri’ni sona erdirerek Osmanlı Devleti’ni dağılmaktan kurtarması gibi, merkez sağdaki bu birleşmenin de Türkiye’yi kurtaracağını iddia ederek şöyle konuştu:"Türk siyaseti fetret ve işgal devri yaşamaktadır. İktidar, kendisi karşısında alternatif teşkil edecek güçleri engelliyor. Türk siyaseti iktidarın işgali altındadır. Bu süreçte Türk siyasetinin merkez sağının yeniden kurulması gerekiyor.
"KONGRE KARAR VERECEK ,
DP ve Anavatan Partisi’nin birleşme çalışmalarının teknik boyutunun tamamlandığını ve yeni partinin programının yazılmaya başlandığını dile getiren Keskin, konuşmasını şöyle sürdürdü:"Salih UZUN ve Hüsamettin Cindoruk, Türkiye’de dağılmış olan, baskı altında olan merkez sağı tekrar dizayn etmek iddiasıyla, projesiyle ortaya çıktı. İşin teknik çalışmaları bitti. Dün itibarıyla da yeni partinin programı yazılmaya başlandı. Bu program ne eski DYP’nin ne de Anavatan’ın programı olacaktır.
Bizler, yeni bir yol oluşturarak iktidara talip olacağız. Çelebi Mehmet fedakarlığıyla yol almaktayız."Anavatan Partisi eski Genel Başkanı Mesut Yılmaz’ın da yeni oluşuma katkısı olduğunu belirten Keskin, ancak Yılmaz’ın liderliği düşünmediğini ifade etti."Türkiye’nin entelektüel insanları, kurumları bu birleşmeyi bekliyor" diyen Ahmet Keskin, "Bu birleşme yeni bir vizyonla kamuoyunun karşısına çıkacaktır.
Hüsamettin Cindoruk bu birleşmeyi sağlama sürecinin lideridir. Birleşme sağlandıktan sonra genel başkanın kim olacağına kongre karar verecektir. Anavatan Partisi kendini feshederek DP’ye katılım kararı alacaktır.
DP de yılbaşından sonraki olağan kongre sürecinden sonra kendi liderini seçecektir" şeklinde konuştu.Trabzon’daki toplantıya Anavatan Partisi İstanbul İl Başkanı Salih Sarı, Trabzon İl Başkanı İsmail İnan Merkez İlçe Başkanı Mehmet BAŞKAYA Akçaabat İlçe başkanı ALİ KÖROĞLU Hayrat İlçe başkanı Kasım Hacosmanoğlu Maçka İlçe başkanı ve çok sayıda partili katıldı.

23.07.2009

PROGRAM YAZILMA İŞLEMİNE GEÇİLDİ:..


Demokrat Parti Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk ve ANAVATAN Partisi Genel Başkanı Salih Uzun basının karşısına çıktı. ANAVATAN Genel Başkanı Uzun, Türkiye'nin normalleşmesi ve nefes alması gerektiğini belirterek, "Biz, Türkiye'yi normalleştirmek, nefes aldırmak, Türkiye'nin önüne yepyeni bir seçenek koymak için bütünleşiyoruz" dedi. DP ile ANAVATAN arasında 3 Haziran 2009 tarihinden bugüne bütünleşme konusunda yürütülen çalışmaların olumlu bir noktaya gelmesi üzerine, iki partinin genel başkanları Hüsamettin Cindoruk ile Salih Uzun, ANAVATAN Genel Merkezi'nde ortak basın toplantısı yaptı. Uzun, yaptığı konuşmada, daha önce iki partinin bütünleşmesi gerektiği konusunda açıklamalarda bulunduklarını ve bütünleşmenin yıl sonuna kadar tamamlanmasını öngördüklerini anımsatarak, bütünleşmenin yıl sonunu beklemeden hukuken tamamlanacağını belirtti. Uzun, tüzükle ilgili yapılacak değişiklikler konusunda da mutabakata varıldığını, geldikleri ikici aşamanın da "millete ne söyleyeceklerinin" belirlenmesi olduğunu söyledi. İki parti arasında bugünden itibaren birçok konuda ortak çalışma grupları oluşturulacağını ifade eden Uzun, şunları kaydetti: "Bütünleşme sürecini nihai olarak hukuken de tamamlayacağımız kongrelerle birlikte yepyeni bir parti programı, Türkiye'nin yapısal sorunlarına dair çözüm önerileriyle, yepyeni bir seçenekle ortaya çıkacağız. Bunu yapmak zorundayız. Türkiye'nin yeni bir seçeneğe ihtiyacı var. Türkiye'nin normalleşmesi gerekiyor. Yaşadığımız hayat normal değil. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, YÖK toplanıyor, çıkan haberler 'kriz' şeklinde. Milli Güvenlik Kurulu toplanıyor... Kurulun sivil ve asker kanatları arasında 'gerginlik' haber konusu. Anayasa Mahkemesi'ne başvuru oluyor, başka bir gerilim beklentisi ortaya çıkıyor. Başka demokratik ülkelerde haber konusu olmayacak konular, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı arasındaki görüşme Türkiye'de tansiyonu yükseltiyor. Bu normal değildir. Türkiye'nin normalleşmesi, nefes alması gerekiyor. Biz, Türkiye'yi normalleştirmek, nefes aldırmak, Türkiye'nin önüne yepyeni bir seçenek koymak için bütünleşiyoruz." Uzun, "Kırkpınar güreşçileri" gibi birbirine girmiş toplumun, meselelerini halledemeyeceğini vurguladı. Türkiye'nin ciddi meseleleri olduğunu belirten Uzun, siyasetçilerin görevinin sadece sorunları saymak değil, çözüm de üretmek olduğunu kaydederek, "Biz, Türkiye'nin önüne çözüm önerileri getireceğiz" dedi. "Bir ilki gerçekleştiriyoruz" DP Genel Başkanı Cindoruk ise Türk siyasi tarihinde bugüne kadar siyasi parti ayrışmalarının yaşandığına, bir parti içinden farklı partiler ortaya çıktığına işaret ederek, "Bugün ilk defa Türkiye'nin hasret kaldığı, iki köklü siyasi partinin bütünleşerek bir ilki gerçekleştirdiğini" söyledi. "Mutabakatlarının tam, kararlarının kesin" olduğunu anlatan Cindoruk, acele etmediklerini, temiz ve titiz çalıştıklarını kaydetti. Cindoruk, "DP ile ANAVATAN arasındaki bu bütünleşme bir siyasi partiye karşı yapılmıyor. Kimse bunu bir siyasi partiye karşı zannetmesin" dedi. "Merkez sağda büyük bir boşluk olduğu" görüşünü savunan Cindoruk, bu boşluğu doldurmak üzere yola çıktıklarını belirtti. "Türkiye'de iktisadi bir krizin yaşandığını ancak bundan daha önemlisinin yaşanan demokrasi, anayasa ve adalet krizi olduğunu" belirten Cindoruk, "siyaseti normalleştirecek bir siyasi birliği ortaya koyacaklarını, Türk halkının önüne vazgeçilemez, yeri doldurulamaz siyaset akademisi gibi bir partiyle çıkacaklarını" bildirdi.